Alışılmış,kalıplaşmış bilgilerin zihinde kapladığı gereksiz doluluk

31 Temmuz, Perşembe 23.01 2025.

Alışılmış ve kalıplaştırılmış bilgilerin insanlara kattığı hasar(?)

“Herkes kendi bildiğini söyler.” lafı, şu anki dönem için çok uzak değil. Aynı zamanda “Herkes, algılamak istediği gibi algılar; herkes, duymak istediğini duyar.” İnsanların sürekli bu iki kalıpta durduğunu iddia ediyorum. Birçok insanda sorgulama yok. Merak yok. Merak varsa da tam kaynağı yok. Yani bir bilgiyi tam olduğu gibi değil, yüzeysel ve yanlış kaynaklardan, yanlış şekillerde alıyorlar.

Tarih boyunca iyi tanınan insanlar zaman geçtikçe kötülenmiş, kötülenmeye de devam etmiştir. Örneğin Celâleddîn-i Rûmî’nin Türk düşmanı olduğu, Moğol istilasına yardım ettiği, hocası olan Şems-i Tebrîzî’ye duyduğu aşkın eşcinsellik olarak algılanması ve bu bilgilerin Anadolu Selçuklu Devleti’nin Celâleddîn-i Rûmî’yi koruyup – hatta sadece korumakla kalmayıp, himaye etmesi ve fikirlerini yayması için ona alan açmasının – sırf devletin önemini koruması için saklandığı gibi kompleks iddialar dönüyor. Bunun doğru olup olmadığı tartışılır; ki örneğim bu alana ne kadar uygun, onu da bilemiyorum.

Tabii ki burada iyiyi ve kötüyü nasıl aldığınıza göre de değişir. Aynı zamanda bir şey daha fark ettim: İnsan sorguladıkça batıyor. Sorguladıkça var olmuş – kalıplaşmış bilgilere karşı çıkıyor. Karşı çıktıkça doluyor. Ne kadar bilgi öğrenirse, o kadar obsesif oluyor onunla. Aklıma ister istemez Max Planck geliyor; kuantum fizikle uğraşa uğraşa onunla obsesif olduğu, onunla iç içe olduğu ve artık gündelik hayattaki amacını yitirdiği, yaşamının sadece kuantum fiziğiyle geçeceği bir paradoksa – monoton hayata – dönüştüğü görülüyor ve bu konumda da cahil insanın hayat kalitesi, diğer insana kıyasla daha iyi kalıyor

Peki, ne yapılmalı?

Çok fazla araştırmayan biri olup refahı dengede tutmayı mı-Doğru bilgilere ve hakikate ulaşıp, doğruyu bilerek refahı yüksek tutmayı amaçlayıp, doğru bilgiler ve hakikatle obsesif kalmayı mı;

Ya da alışılmış-kalıplaşmış bilgileri sürekli olarak dinleyip-sorgulamayarak-olduğu gibi kabul edip-asıl doğrudan uzaklaşıp-hedefi için bir araç olarak mı görmek lazım?

kısaca:

Nietzsche etkisi: “Bilgiyi arttıran, acıyı da artırır.” fikri yanlış mıyım?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mükemmeliyetçilik ve Kıyaslama Döngüsünün İnsan Psikolojisi ile İlişkisi

Dijital Toplum ve Bireysel Özgürlük: Bir Yanılsama mı? Birey ve Toplum ilişkisi: Gerçekten Özgür Müyüz?